DÜNYAYI DEĞİŞTİRMEK
Hepimiz dünyayı değiştirmek için çıktık yola ama sonunda biz değiştik.
Dünyayı değiştirmek üzere yola çıkanların hazin öyküsü birçok romana, filme konu olmuştur. Öykülerdeki hüzün, dünyanın değişmemesinden değil, kahramanların öngördükleri biçimde değişmemesinden kaynaklanır. Yoksa dünya değişir değişmesine... Değişimin kaçınılmazlığı şaşmaz bir kuraldır. Dünya da değişecektir, onunla birlikte birey de.
Bakma “böyle gelmiş böyle gider dünyayı değiştirmek sana mı kalmış!” diyenlere.
Hep böyle gelmiş böyle gitmez, hiçbir şey ilanihaye sürmez. Her şey değişir, bu her şeyin içinde dünyayı değiştirmek isteyenin kendisi de vardır. İnsan dünyaya değiştirmeye ve değişmeye gelmiştir. Tarih değişimin öyküsüdür. Ama değişimin kaçınılmazlığı çürümenin erdem olduğu anlamına gelmez. Değişim, yönünü önceden görenler galip, ona ters düşenler mağlup ilan edilir. Ama galip tarafta yer alan illa en akıllı olan değildir. Galip safta yer almak rastlantının sonucu da olabilir. Değişimin yönünün yanlışlığı doğruluğu sorusu kadar anlamsızdır, (gerçekten de doğru kime göre doğru, yanlış kime göre yanlış; biri için doğru olan öbürü için yanlıştır) değişime ayak uyduranların en akıllılar olduğunu sanmak. Nitekim bilim adamları bir nükleer savaş sonrası ortamına en iyi ayak uyduracak olanların hamam böcekleri olacağını söylüyorlar. Değişimin yenikler safına attığı kişilerin unutmamaları gereken de değişimin sonucunda varılmış olan değerler bütününün de, ilelebet baki kalmayıp değişeceğidir. Bu durumda da bugün için doğru olan yarın için yanlış, bugün için erdem olan, yarın için kepazelik olabilecektir.
Bakma “böyle gelmiş böyle gider dünyayı değiştirmek sana mı kalmış!” diyenlere.
Hep böyle gelmiş böyle gitmez, hiçbir şey ilanihaye sürmez. Her şey değişir, bu her şeyin içinde dünyayı değiştirmek isteyenin kendisi de vardır. İnsan dünyaya değiştirmeye ve değişmeye gelmiştir. Tarih değişimin öyküsüdür. Ama değişimin kaçınılmazlığı çürümenin erdem olduğu anlamına gelmez. Değişim, yönünü önceden görenler galip, ona ters düşenler mağlup ilan edilir. Ama galip tarafta yer alan illa en akıllı olan değildir. Galip safta yer almak rastlantının sonucu da olabilir. Değişimin yönünün yanlışlığı doğruluğu sorusu kadar anlamsızdır, (gerçekten de doğru kime göre doğru, yanlış kime göre yanlış; biri için doğru olan öbürü için yanlıştır) değişime ayak uyduranların en akıllılar olduğunu sanmak. Nitekim bilim adamları bir nükleer savaş sonrası ortamına en iyi ayak uyduracak olanların hamam böcekleri olacağını söylüyorlar. Değişimin yenikler safına attığı kişilerin unutmamaları gereken de değişimin sonucunda varılmış olan değerler bütününün de, ilelebet baki kalmayıp değişeceğidir. Bu durumda da bugün için doğru olan yarın için yanlış, bugün için erdem olan, yarın için kepazelik olabilecektir.
Demek ki değişim olgusuna bir tek noktaya göre bakmak da aldatıcıdır. Değişimde asıl önemli olan varılan noktadan çok yürünen yoldur. Zaten hayat dediğimiz de değişmek ve değiştirmek yolunda yürünen zaman parçasından başka nedir ki?
İyimser olmalı ve bilmeliyiz ki, her şeyin değişmesi ana kural olduğuna göre bugünkü durum da değişecektir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder